ana sayfa hakkımda şiirlerim yorumlar
1
2
3
4
5
tüm yazılarım
facebook | Hatice OLGUN Twitter | Hatice OLGUN
Ana Sayfa
Menü
Öz Geçmiş
Yazılarım
Çizimlerim
Şiirlerim
Fotoğraf Galerisi
Haber & Söyleşi
Yazarlardan
Yorumlar
Bana Ulaşın
Yazılarım / Bir Müjde De Sma Hastalarına Geldi « geri
Açıkçası normal zamanda, “18 yılda ne yapıldı ki” tavrını bildiğim insanların, takdir etme sırası geldiğinde bütün o hizmetler kendiliğinden oluyormuş gibi davranıp büründüğü suskunluğa karşın, daha ilk aksamada kimin Hükümet olduğunu hatırlamaları bana ilginç geliyor. Eğri oturalım doğru konuşalım, 2000’lerin başında sağlık sistemimiz berbattı. Diğer pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da gerçekleşen ‘Devrim’le bugün oturmuş bir sağlık sistemimiz, yepyeni hastanelerimiz, cihazlarımız, iyi bir alt yapımız var. Hastaların kuyruklarda bekletilmediği, gereken tahlil ve tetkikin ücretsiz yaptırılabildiği, evinde kendi hastasına- engellisine bakan vatandaşın üste maaş aldığı, ilacın- hasta bezinin- özel hastanede acil tedavinin Devletçe temin edildiği bir sistem. Kanser (şimdi ilaveten Korona) gibi yüksek maliyetli hastalıklar ve sayısız ilaç, işte bu sistem sayesinde uzun süredir geri ödeme kapsamında. Öğrendim ki SMA hastalarının bir kısmının ilaçları da zaten ödeme kapsamına alınmış. Dün Bakan Selçuk’un yaptığı sıcak açıklama ise kalan hastaların ve ödenmeyen ilaçların da ödeme kapsamına alındığı, en kısa sürede kararın Resmi Gazetede yayınlanacağı yönündeydi.

Selam dostlar.. Yaklaşık 11 yıldır aktif kullandığım Twitter’da bir önceki uzun süreli suskunluğumun, bundan 7 yıl kadar önce yoğun bakım sürecimde olması sebebiyle endişe duyan eş dost tanıdık için bir açıklama da buradan yapmayı gerekli gördüm.

Zira durumu izah etmeye çalıştığım İnstagram hesabım herkese açık değil ve yedek Twitter hesabımsa fazla bilinmiyor (yeri gelmişken de bu ikisi dışında hiçbir sosyal platformda üyeliğim yoktur). Dolayısıyla buradan duyurmuş olayım; hesabıma Twitter tarafından bir hafta kısıtlama getirildi, bu süre boyunca da @olgunhtc yedek hesaptayım.

Şubat 2019’da 10 yıllık aktif hesabım ele geçirilince yeniden açtığım şimdiki Twitter hesabımda yaşadığım ikinci kısıtlama bu. İlki Emre Uslu’ya verdiğim bir cevap içindi, 48 saat cezanın ardından hesabım kullanıma açılırken bir yedek hesabın gerekliliğine ikna olmuştum.

Bu ikinci kısıtlama ise tam tamına 7 günlük, yani önümüzdeki hafta ortasına kadar. Sebepse benzer. Yine yurtdışına kaçan bir başka FET֒cünün “daha kuvvetli geleceğiz” tehdidine sessiz kalmayarak, geldiklerinde kendilerini nasıl karşılayacağımız konulu bir cevap vermiş olmamdı. Ağzıma sağlık.

Başta dediğim gibi, önümüzdeki hafta ortasına kadarki bu süreçte yedek hesabımda olacağım. Diğer hesabımdan RT/ Fav ve Twitleme konuları bu süre boyunca askıda ise de bana gelen etkileşimler sürüyor ve ben bunları görebiliyorum. Allah başka dert vermesin tabi, haberdar etmek istedim.

Sosyal Medya demişken…

Efendim dün İnstagramda bir magazin sitesinin Bergüzar Korel haberinin altına yaptığım yorumla adeta linç edildim. Paylaşımda Bergüzar hanım SMA hastası bir bebeğin durumu üzerine öfke ve üzüntüsünü dile getiriyordu.

Samimiyeti ile ilgili bir niyet okuma yapamam. Hanfendi, yeni anne olmuş olması ve hormonal süreci dolayısıyla duyguları illaki samimidir diye düşünüyorum. Dolayısıyla oradaki üzüntü gayet anlaşılır, fakat “öfke” sözcüğünün adresini anlamak istedim doğrusu.

“Hayırdır kime bu öfke?” derken Sayın Sağlık Bakanımıza SMA hastaları ile ilgili çağrısını öğrendim (Cumhurbaşkanımızı tanımazlar çünkü).  Magazine bile siyaset bulaştırmayalım iyi güzel de Gezi’ci sanatçılarımız bunu zaten çoktan yapmamış mıydı?

Açıkçası normal zamanda, “18 yılda ne yapıldı ki” tavrını bildiğim insanların, takdir etme sırası geldiğinde bütün o hizmetler kendiliğinden oluyormuş gibi davranıp (en insaflısı öznesiz cümleler kurarak) büründüğü suskunluğa karşın, daha ilk aksamada kimin Hükümet olduğunu hatırlamaları bana ilginç geliyor.

Eğri oturalım doğru konuşalım, 2000’lerin başında sağlık sistemimiz berbattı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde (diğer pek çok alanda olduğu gibi) gerçekleşen ‘Sağlıkta Devrim’le bugün oturmuş bir sağlık sistemimiz, yurt dışından dahi hasta alan yepyeni hastanelerimiz, cihazlarımız, alt yapımız var.

Hastaların gerek hastane ve gerekse eczane önlerinde kuyruklarda bekletilmediği, canı sıkılanın gidip neredeyse dilediği tahlil- tetkikleri ücretsiz yaptırabildiği, evlerinde kendi hastasına- engellisine bakanın üste maaş aldığı, ilacın- hasta bezinin- özel hastanede acil tedavinin Devletçe temin edildiği bir sistem.

Kanser (şimdi ilaveten Korona) gibi yüksek maliyetli hastalıklar ve sayısız ilaç, işte bu sistem sayesinde uzun süredir geri ödeme kapsamında ve orada yaptığım yorum tam da; bu çabaların yok sayılıp, görülen ilk eksiklikte ağızlardan dökülen “öfke”nin nedenin anlamaya çalışmaktı.

Üstelik öğrendim ki SMA hastalarının bir kısmının ilaçları (hastalığın tipleri var çünkü), zaten epeydir ödeme kapsamına alınmış. Dün Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’un yaptığı sıcak açıklama ise kalan hastaların ve ödenmeyen ilaçların da ödeme kapsamına alındığı, en kısa sürede kararın Resmi Gazetede yayınlanacağı yönündeydi.

Devletimiz eski Devlet değil, sağlık sistemimiz de eski köhne sistem değil. Bunu, hele ki içinde bulunduğumuz salgın sürecinde test etmiş, Dünyaya ispat etmiş olduk. Kimse inkâr edemez. Rabbim şifa versin bütün hastalarımıza, yanı sıra hastalanmış ruhlara da.

Tuzu Kurular İsyandayken..

Önceki evimin bir üst sokağında ayakkabılarımızı götürdüğüm bir tamirci vardı.  Nasıl desem, yüzünüze bakmadan konuşur, hani çocukluk fotoğrafları bile ciddi insanlar vardır.. Bu abi de öyle işte.

İlk zamanlar küçücük bir dükkânı vardı. Öyle böyle küçük değil, ufak bir banyo kadar. Hele kışın kapıyı da kapatır, her gittiğimde boya- cila kokusundan ben rahatsız olup uyarırdım; “Abicim sen burada hasta olursun. Arada çık, kapıyı aç (pencere yok çünkü)..” diyerek.

‘Küçük’ sözcüğünü art arda kaç kez kullanabilirim bilmiyorum ama küçücük dükkânın bir köşesinde küçük de bir televizyonu vardı. Birkaç gidişimde, o zamanlar benim de takip ettiğim (24 Tv’de Hikmet Genç- Murat Çiçek’in birlikte sunduğu) programı aynı ciddiyetle izlerken bulur; otursak iyi bir sohbet edeceğimizi bildiğim halde o kokuda fazla kalamaz, buna cesaret edemezdim.

Derken o bodrum katını kullandığı bina yıkılınca, bu abi de hemen yan binadaki kahvehanede bir köşeciği kullanıp ekmeğini kazanmaya devam etti. Gelip geçtikçe üzülüyordum zira hiç kahvehane kültürü olan, kaba tabirle ‘lak lak’ insanı da değildi.

Uzun süre olmuş gitmemişim (hep spor ayakkabı giyince). Dün, her ikisi de kopuk bir terlik ve bir yazlık ayakkabı tekini tamir ettirme düşüncesiyle önce aramak istedim. Tam ‘serbest çalışma’ dedikleri, mesaisi saati düzeni yok zira. “Sen kahveye bırak” dedi, bıraktım.

Her neyse bir gün sonra aradı “ayakkabılar tamam sen oradan al” diye.  Teşekkür edip borcumu sordum, her zamanki ciddi ses tonuyla “önemli değil’ dedi, ısrar edince “5 TL ver yeter” dedi.. İyi de 5 TL mi kalmış?? 5 TL ne kardeşim?

Daha geçen hafta bir arkadaş, benimkilerden daha küçük bir tamir işine üstelik 1 (bir) ayakkabı teki için 15 TL verdi, o da pazarlıkla. Peki dedim kapattım ama kahvehane köşelerinde ekmeğini kovalayan bu adama iki ayakkabı tamiri için 5 TL vermeyecektim.

Abi çok da ciddi, onurlu “nasıl yapsam” derken.. Çareler tükenir mi ;) Kahvehaneden ayakkabıları aldım, fazla para bırakıp “benim abiye borcum vardı, o unutmuştur lütfen böyle iletin” dedim (hepsi anlatılmaz ama ne olsa iyilik yapmanın bin beş yüz yolu vardır ;).

Öte yanda paraya para demeyenler, memlekette var olan güzellikleri inkâr edip cımbızla yakaladıkları açıkları (kitleleri de negatif etkileyerek) kullanırken; böyle gözü gönlü tok, dürüst insanların hala olması beni duygulandırdı.

Kaliteyi her zaman bir kariyerde, koltukta, makam mevkide, iyi bir takım elbisenin içinde aramamak lazım demek ki. Bahsetmeden geçemedim.

 

Yorum Yazın Tüm Yorumlar
Güvenlik
Galeri
Sayfanın tüm hakları Hatice OLGUN’a aittir. 2015 ©
ana sayfa | hakkımda | fotoğraf galerisi | çizimlerim | şiirler | haber & söyleşi | yazılarım | yazarlardan | Yorumlar | bana ulaşın KA İnternet Bilişim Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.