ana sayfa hakkımda şiirlerim yorumlar
1
2
3
4
5
tüm yazılarım
facebook | Hatice OLGUN Twitter | Hatice OLGUN
Ana Sayfa
Menü
Öz Geçmiş
Yazılarım
Çizimlerim
Şiirlerim
Fotoğraf Galerisi
Haber & Söyleşi
Yazarlardan
Yorumlar
Bana Ulaşın
Yazılarım / Altı Soruda Odtü Meselesi « geri
Geçtiğimiz hafta ülkece güzel bir gelişmeyi yaşadık hep birlikte. Özellikle savunma- güvenlik konusu başta olmak üzere, birçok alanda elimizi ve görüş alanımızı rahatlatacak, Türkiye’nin olumlu kategorizasyonuna fırsat tanıyacak olan Göktürk 2 uydusunun uzayın derinliklerine fırlatılışını yaşadık.

Olayın en onurlandırıcı yanıysa bize bu gelişmeyi yaşatanların Türk mühendis ve bilim adamları oluşuydu, yani Göktürk 2 % 80 Türk yapımı ilk uydumuzdu. Ve malum bizler de bütün bu gelişmeler için çok uzun bir zaman beklemiş ve o bekleyiş sırasında “eller uzaya, biz yaya” deyimini bile bulmuştuk.

Ama ne yazık ki sevincimiz gölgelendi. Bir grup ODTÜ’lü öğrencinin (ki daha sonra aralarında öğrencilikle alakasız yasadışı grupların da olduğunu öğreniyoruz), uydunun yörüngesine oturtulması dolayısıyla ODTÜ’de yapılan töreni; eylem adı altında yaktıkları lastik, attıkları molotof ve taşlarla uydu gelişmesini bile sisleyecek kadar dumanlı hale getirişi ve tabi ardından da polisin olaylara aşırı müdahalesi gündemdeydi.

İşin en feci yanı ise, bu aşırılıktaki gençler yada karşı tepkide aşırılaşan Polis kadar; bu grupları bilinçli olarak destekleyen ve örnekleri defalarca yaşanmış bir senaryonun yeniden sahnelenmesi adına yanlışları görmemeyi seçen destekçi’lerdi...

Ve elbet hepsi de bu duruşlarıyla polis- hakim sorgusunu değilse de, bir toplumsal duruş sorgulamasını hak etti. İşte o destekçilere bazı sorular; 

Soru:  Gönülden desteklediğiniz ODTÜ eylemlerinde, TC Başbakanı’nın giremediği bir küçük ODTÜ Cumhuriyeti talebi var mıydı, yok muydu? Evet vardı..

Peki, siz bu gösterileri desteklemekle, (ideolojisi- dünya görüşü- partisi ne olursa olsun) mevcut TC Başbakanı’nın kapısından sokulmadığı bir ODTÜ’yle; her fırsatta bölünecek diye yaygarasını yaptığınız o üniter yapıyı zedelemiş ve g.doğuda bayrak- marş- ant okunmamasını kınadığınız “kurtarılmış bölge” iddialarınızdaki yanlışı desteklemiş olmadınız mı?

Soru: Sizin hani yıllar yıllar öncesinden bir ”uzaya çıkma” talebiniz vardı. Özellikle ne vakit “başörtü” meselesi gündeme gelse, ne vakit içinde “ibadet- inanç özgürlüğü” geçen cümleler telaffuz edilse, tam da o vakit bahsettiğiniz bir çağdaş medeniyetler ölçünüz ve ilim irfan talebiniz vardı.. Yok muydu?

Evet vardı. Peki, geçtiğimiz hafta Türkiye tarihinde bir ilk yaşanarak, ilk kez bir Türk uydusu olan (üstelik % 80 Türk yapımı) Göktürk 2 milyar dolarlık yatırım ve pek çok zahmetin eseri olarak uzaya salıverildiğinde, sahi sizin de bir rüyanız gerçeğe dönüşmedi mi? Dürüst olmak gerekirse; millet olmayı “tasada- kederde ve sevinçte bir olmak”la tanımlayan sizler; desteklediğiniz bu eylemlerle, millet olmanın kabullerinden “sevinçte birlik” ilkesine ters düşmediniz mi?

Soru:  Dün Başbakan; önemli bir şairin, Necip Fazıl’ın bir şiirine atfen “kininin davacısı gençlik” kavramını ortaya attığında, söylemek istediğini gayet net anlattığı ve siz de aslında çok iyi anladığınız halde “kindar gençlik” eleştirilerini defalarca yapmadınız mı? Evet..

Peki, şu durumda ODTÜ eylemlerini desteklemekle; ODTÜ’deki Polisi bir kaşık suda boğmaya kararlı, seçilmiş- meşru Başbakan ve onun tüm uzantısına kin düzeyinde duyarlı ve nefret ayarlı  bir gençliği asıl siz desteklemiş olmadınız mı?

Soru: Darbelerle, darbecilerle ilişkilerinizi bir türlü netleştirememiş sizler; buna kalkan olarak geliştirilmiş tavrınızla meşru hükümeti sair zamanlarda “sivil dikta” olmakla suçlamadınız mı? Evet..

Peki, ODTÜ eylemlerinin seçilmişe baskısını, ardından diğer üniversitelerdeki bazı destekçi öğrencilerin, olayları kınar nitelikli bildiri yayınlayan Rektörlerine “sivil” baskısını desteklemekle, hep iddia ettiğiniz  “sivil dikta”yı kendiniz desteklemiş olmadınız mı?

Soru: Dış borç batağından ülkeyi kurtarmış, sırf güneydoğuya 36 katrilyon yatırım yapmış, üstelik Cumhuriyet tarihi boyunca hazine varlığını ilk kez bu kadar artırmış bir hükümeti her fırsatta yolsuzluk ve yetim hakkı yemekle suçlayan sizler değil miydiniz? Evet sizdiniz..

Peki, ODTÜ eylemlerini ve benzer sokak eylemlerini her zaman desteklemiş sizler, bugüne kadar bu eylemlerle ülkeye verilen maddi zararın yetim hakkı olduğunu bilmez misiniz?

Soru: Her polis asker şehit edildiğinde ülkeyi ayağa kaldıran, duyarlılık adı altında (teröristi kınayamasa bile) hükümetin acziyetini azami sorgulayan sizler değil miydiniz? Kesinlikle sizlerdiniz…

Peki, öyleyse; bu gün desteklediğiniz ODTÜ eylemlerinde, defalarca polis şehit etmiş yasadışı örgüt bağlantıları net biçimde deşifre olmuşken o acziyete asıl düşen siz değil misiniz? Hem güneydoğuda asker öldüreni kınayıp, hem ODTÜ’de polise kalkan eli tebrik eden koca çelişkinizle yürüdüğünüz yolun ucu tıkanmış, Allah aşkına görmez misiniz?

Bugün Devlet Bahçeli’nin en takdir ettiğim yönüdür; Ülkücü Gençliğin malum heyecanını dizginleyip, tabanında hazımsızlık sebebi olabilecek son dönem bazı gelişmelerine rağmen, gençleri meşru çizgide siyasete yönlendirme becerisi...

Öte yandan Dindar Gençlik dediğimizde ise; 28 Şubat (ve öncesi/ sonrası) dönemi itibarıyla bir çok hakkı elinden alınmış, çoluk çocuğu fişlenmiş, yakınları- kendi okuldan- işten atılmış olmasına rağmen, onların da asaletli bir sitemle beklediğini en son tepkiyi sandıkta vererek mevcut hükümeti başa getirdiğini söyleyebiliriz.

Bu denklemde hep söylüyorum artık kendine çeki düzen vermesi gereken ve aslında ciddiye alınmak istiyorsa bunu yapması şart olan gençlik, şimdilerde sol çizgideki gençliktir. Zira gerek BDP eliyle, gerek CHP’nin “muhelefeten” desteğiyle her sebepten sokağa fırlayan- yakan- yıkan..

Ve aslında kaldırıldığından haberdar bile olmadığı öğrenci harçları için dahi slogan atacak kadar da “neyi savunduğunun farkında olmayan” enerjisi yanlış yönlendirilmiş bir gençlikten söz ediyoruz.

Sonuç olarak diyorum ki; evet gösteri haktır, itiraz- protesto hepsi birer meşru haktır. Yeter ki tahammüllü olabilsinler. Yeter ki devletle- düzenle; polisine- kaldırım taşına- vitrinine- camına- atm’sine kadar sorunlu olmasınlar. Yeter ki aralarına yasadışı örgütleri- provakatörleri almasınlar.

Ve yakmak- yıkmak yerine artık büyüyüp, protesto ettikleri her şeye birer alternatif geliştirip- daha iyi bir yol- şekil- fikirleri varsa algılarımıza bunları sunsunlar. O durumda eminim çok daha etkili ve dikkate değer olacaklar..

Yorum Yazın Tüm Yorumlar
Güvenlik
Galeri
Sayfanın tüm hakları Hatice OLGUN’a aittir. 2015 ©
ana sayfa | hakkımda | fotoğraf galerisi | çizimlerim | şiirler | haber & söyleşi | yazılarım | yazarlardan | Yorumlar | bana ulaşın KA İnternet Bilişim Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.