ana sayfa hakkımda şiirlerim yorumlar
1
2
3
4
5
tüm yazılarım
facebook | Hatice OLGUN Twitter | Hatice OLGUN
Ana Sayfa
Menü
Öz Geçmiş
Yazılarım
Çizimlerim
Şiirlerim
Fotoğraf Galerisi
Haber & Söyleşi
Yazarlardan
Yorumlar
Bana Ulaşın
Yazılarım / Bak yavrum, bu koalisyon... « geri
Bizimki gibi parlamenter sistemle idare edilen İtalya’da, siyasi istikrarsızlığa eklenen mali borç krizi, 39 yaşındaki genç Başbakan Renzi’yi radikal reformlara yöneltti. Renzi, ülkenin içinde bulunduğu kriz karşısında mevcut sistemin artık çözüm üretememesi ve koalisyon hükümetlerinin etkin kararlar alma noktasında zorlanmasıyla sürekli çıkmaza girilmesi üzerine; ABD ve Fransa örneklerinde olduğu gibi, ülkenin en çok oy alan iki siyasi partisinden birinin mutlak çoğunluğuyla idare edilmesini öngören “Italicum” yasasını mecliste onaylattı.

8 Haziran’a uyandığımız tablo, mevcut sistem dâhilinde maalesef hiçbir partiye tek başına hükümet kurma ruhsatı vermedi.

Maalesef diyorum çünkü bu tablonun işaret ettiği yeni durum, tek parti istikrarıyla 13 yılda büyük yol kat etmiş Türkiye’nin, uzunca aradan sonra yeniden bir koalisyon hükümeti kurması yönündeydi.

Al işte, yeniden çıkagelmişti zombi! Yüksek bel modası gibi, içecek reklamıyla hortlayan Nuri Alço gibi, İsmail’i yeniden ısıtıp önümüze getiren Grup Vitamin gibi, nostalji köşesindeki çevirmeli telefonlar gibi, sandıktan çıkan patiska gibi..

Geçen biri tweetlemişti, 8 Haziran sonrası rekor arama yapılmış google’da, ‘koalisyon nedir?’ diye.. Öyle ya, 15’er yaşlarında allame olmadıklarını varsayarsak, üstüne bi 13 yıl da tek parti iktidarı..

Topla şimdi bunları, sonuç; 28- 30 yaş altı nereden bilsin ki ‘bu koalisyon dediğimiz şey aslında nedir’i.

***

Bakmayın siz ‘sandıktan uzlaşı mesajı çıktı’ falan filan diyenlere, bilenlerse zaten karşı.

Seçmen mührü doğrudan koalisyon kutucuğuna mı basmış ki ortada elbirliğiyle verilmiş bir mesaj olsun, zira sonradan yapılan ‘tekrar seçim olsa’ araştırmaları da söylediğimi destekler nitelikte.

Bu anlamda ORC’nin son anketi önemli. Ankete göre, toplumun % 54’ü erken seçim istiyor, yani koalisyona sıcak bakmıyor ki bu durumda ‘toplumun % 60’ı koalisyon mesajı verdi’ tezi sizlere ömür.

Sıcak bakanlar da niye bakıyor malumunuz, tıpkı Erdoğan’ın; “olabileceklerini bilseler onlar da Başkanlık ister” demesi gibi, tek başlarına iktidar fırsatları olsa siz görün o vakit, bugünkü koalisyon güzellemecilerini…

Zira IMF’li yıllarımızdaki toplam 20 koalisyon hükümetinin en uzunu, rahmetli Ecevit Başbakanlığında kurulan DSP-MHP-ANAP 57. Hükümeti bile (kavga, gürültü ve çok başlılığa) 3.5 yıl kadar dayanabildi.

Bu ülke insanı birkaç ayda yıkılan kağıttan koalisyonlar gördü, bir koalisyon döneminde üç kez ortak değiştirenleri de.. O ‘kadayıfın altını’ da bilir, üstünü de.

Tarihi utancımız olan 1961 darbesi ardından kurulan ve ancak 7 ay kadar dayanan AP- CHP koalisyonundan tut da, Düzce depremi için toplanan yardımlarla memur maaşlarını ödeme tükenmişliği noktasında,

Kangren olmuş problemleri tek parti iktidarına devreden en son koalisyon dönemine kadar!

***

Öz eleştirimi yapayım hemen;

“Başkanlık sistemi (olursa ne ala ama) olmadan da işler yürüyor mu ne.. Toplumda karşı sesler varken (henüz) çok da ısrar edilmese mi.. Hem, Erdoğan sonrası bir muamma..” diyenlerdendim.

Yani, mevcut istikrarı cepte bilenlerden… Sistemin % 41’le dahi tıkanabileceğini akıl edemeyen ‘ciciş’lerden ve koalisyon belasını 13 yıl önce öldürüp gömdüğümüzü düşünenlerdendim.

Ne bileyim ben, meğer üstüne beton dökmeyi unutmuşuz... Ve yanılmışım elbette, acil sorunumuz sistemin değiştirilmesi, hiç olmazsa tadilatıymış.

İtalya bunu yaptı mesela. Bizimki gibi parlamenter sistemle idare edilen İtalya’da, siyasi istikrarsızlığa eklenen mali borç krizi, 39 yaşındaki genç Başbakan Renzi’yi radikal reformlara yöneltti.

Renzi, ülkenin içinde bulunduğu kriz karşısında mevcut sistemin artık çözüm üretememesi ve koalisyon hükümetlerinin etkin kararlar alma noktasında sürekli zorlanmasıyla çıkmaza girilmesi üzerine;

ABD ve Fransa örneklerinde olduğu gibi, ülkenin en çok oy alan iki siyasi partisinden birinin mutlak çoğunluğuyla idare edilmesini öngören “Italicum” yasasını mecliste onaylattı.

***

Sadece İtalya değil, Avrupa’nın pek çok ülkesi de benzer sorunlardan mustarip.

Bir yandan ekonomik krizle boğuşan Avrupa’da, muhafazakâr- sol geleneksel kutuplaşmasına, yükselen AB karşıtlığı gibi konjonktürel seçmen eğilimlerinin de ilave olmasıyla tek parti hükümetlerine imkân tanımayan seçim sonuçları gündeme gelmekte.

En son bildiğimiz gibi İngiltere’de Cameron tek başına iktidar zaferi kazandıysa da yaygın kanı; “Muhafazakâr Parti’nin, tek başına hükümet kurmaya yeter sayıya ulaşmasına rağmen sınırda yer aldığı idi.

Bu ne demek malum; dört yıl sonrası için endişe, mühim konularda cesur politikalar üretememe ve belki ancak mevcudu koruma noktasında rölantide bekleme...

Yine İsrail’de, kendisine verilen sürenin dolmasına sadece 2 saat kala uzlaşı sağlayabilen Netanyahu Hükümeti de aynı biçimde..

Toplam 120 sandalyelik İsrail Meclisinin 61’i olan yeter çokluğu, tam 5 partinin bir araya gelmesiyle ancak bulabilen Netanyahu Hükümetinin sarsılması 61 vekilden 1 tekinin desteğini çekmesiyle mümkün.

Ve birçok farklı sesin çıktığı İsrail’de yönetimin buna ne kadar dayanabileceği bilinmiyor.

İskandinav ülkelerinden İsveç'te de, en son Sosyal Demokrat Parti liderliğinde kurulan koalisyon hükümetinin sadece 2 ay görevde kalabildiği biliniyor.

Halen çöküşün eşiğindeki komşu Yunanistan’ı bu noktaya getiren süreçteki koalisyon macerası da yine malum.

***

Kaldı ki Türkiye yukarıdaki ülkelerden çok farklı bir düzlem.

Zira, Avrupa ülkelerinde siyasi cepheleşme; bildik sağ- sol merkezler dışında, genellikle ekonomik nedenler ve bununla ilintili politikalar üzerinden şekillenen ve daha kolay yönetilebilir oluşumlarken;

Türkiye, bütün bunlara ilaveten; mezhepsel ayrışmalar, etnik farklılıklar, buna bağlı etnik terör, belirgin yaşam tarzı ayrılıkları, doğu batı arası gelişmişlik farklarıyla uğraşmakta.

Yetmemiş gibi, yanı başında kaynayan kazan Ortadoğu ve buraya dair politikalardaki görüş ayrılıkları ile beraberindeki mülteciler meselesi gibi daha karmaşık konularla boğuşmakta.

Sonuçta, bulunduğu coğrafyadan dolayı bu kaderle uğraşmak zorunda olan bir ülke Türkiye ve hal böyle olunca da bir koalisyon kurmak, koalisyon hükümetiyle yol almak yukarıda bahsi geçen ve daha az komplike sorunlara sahip ülkelerin toplamından da zor gibi.

Görünen o ki yine de koalisyon imkân ve ihtimalleri sonuna kadar zorlanacak ancak tahminler (benimki de), bizleri yeni bir seçimin beklediği yönünde.

Yeni bir seçime gidilmesi halinde ise; 7 Haziran sonrası anketlerin söylediği ve Güneri Civaoğlu’nun da Milliyet’te yazdığı üzere, oy kaybı yaşaması ihtimali en az olan ve hatta bu kez oylarını artıracağı düşünülen de yine AK Parti,

Her ne olursa hayırlısı diyelim…

Yorum Yazın Tüm Yorumlar
Güvenlik
Galeri
Sayfanın tüm hakları Hatice OLGUN’a aittir. 2015 ©
ana sayfa | hakkımda | fotoğraf galerisi | çizimlerim | şiirler | haber & söyleşi | yazılarım | yazarlardan | Yorumlar | bana ulaşın KA İnternet Bilişim Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.