ana sayfa hakkımda şiirlerim yorumlar
1
2
3
4
5
tüm yazılarım
facebook | Hatice OLGUN Twitter | Hatice OLGUN
Ana Sayfa
Menü
Öz Geçmiş
Yazılarım
Çizimlerim
Şiirlerim
Fotoğraf Galerisi
Haber & Söyleşi
Yazarlardan
Yorumlar
Bana Ulaşın
Yazılarım / Düşen şey uçak değil Rusya'nın itibarı « geri
Kriz sonrasının psikolojik okumalarından 'Putin’in en büyük kaygısı' olduğu anlaşılan prestij kaybıyla yüz yüze gelen Rusya’nın, olaydaki haklılığı uluslararası kabul görmüş ve bu minvalde NATO’yu arkasına almış Türkiye’ye 'askeri karşılık' opsiyonunu değerlendirmeyeceği öngörülebiliyordu. Ukrayna krizi üzerine AB ülkeleriyle ambargonun var olan ekonomik külfetine, Suriye’deki son dönem varlığının maliyeti düşünülünce; Türkiye gibi, pek çok ticari işbirliğini kapsayan iyi bir pazarını kaybetmeyi de göze almayacağı yapılan yorumlar arasında. Görünürdeki abuk tepkiler- IŞİD’in Türkiye ile ilişkilendirildiği demeçler- “Ermeni soykırımı" yasa tasarısının Rusya parlamentosuna getirilmesinin zamanlaması gibi kaprislerle, Rusya'daki vatandaşlarımıza yönelik tavırların sebebi ise malum; Kore Savaşından beri ilk kez bir NATO ülkesince düşürülen şey Rus uçağı değil, ‘süper güç’ Rusya’nın (Putin’in de) itibarıydı aslında.

Rusya’nın, Suriye’deki bazı çıkarları doğrultusunda Esed yönetimini desteklediği sır değildi (açıktan askeri yardım ve hatta Esed’in maaşları ödemekte zorlandığı dönem nakit aktarımı dâhil).

Bunu ayrıca, dünyanın gözleri önünde devam eden kanlı Suriye iç savaşında başta kimyasal kullanımı olmak üzere pek çok savaş suçunu işlediği defaatle rapor edilmiş Esed rejimi aleyhine, hiçbir toplantısından yaptırım kararı çıkaramamış BM’deki Rusya tutumundan da anlayabiliyorduk.

Rusya’yı, kendisiyle birlikte tam 4 kez BM Güvenlik Konseyi kararlarını Şam lehine veto eden Çin’in yanı sıra, Suriye içinde Akdeniz’e bir Şii koridoru açmayı hedeflediği konuşulan İran’ın desteklediği de biliniyordu.

Derken Rusya, arkayı kollamaktan fazlasını yaptı. Ve geçtiğimiz Ekim ayında IŞİD’le mücadele adı altında bizzat Suriye’ye girmekle kalmayıp, Suriye iç savaşında sonuna kadar Esed’in yanında olduğunun altını çizdi.

Bu, aslında; demokrasi hedefli muhalif grupları destekleyen, işlediği savaş suçlarından sonra Esed’li bir geçişin Suriye’de mümkün olmayacağını ifade eden ABD, Türkiye ve bazı Avrupa ülkelerine karşı da açık bir meydan okumaydı.

Ekim 2015 itibarıyla artık bütün analizler, Suriye’deki iç savaşın bir ABD- Rusya hesaplaşması ve bu iki devin prestij mücadelesine döndüğü üzerine hemfikirdi.

***

Suriye’deki keyfi tavrının yol açtığı bugünkü ‘uçak’ krizi sonrası yaklaşımlarından, bir ‘satranç ustası’ olmadığını anladığımız Rusya,

En azından Suriye’de oyuna kuralına göre başladı ve ilk başlarda iddia ettiği gibi IŞİD hedeflerine yöneldi (gerçi o günlerde bile vurduğu her birkaç IŞİD hedefine karşı, misli sayıda muhalif gruplara yöneldiği yazılıp çiziliyordu).

Fakat Rusya’nın, Suriye’deki kendi nihai amaçları (Lazkiye’yi bir Rus kenti gibi kullanım serbestliğine imkân sağlayan Esed’li yönetim) doğrultusunda operasyon eğilimini daha fazla ertelemesi mümkün olmadı.

2016’da ABD’de zorlu bir seçime hazırlanan Obama’nın (her ne kadar esip gürlese de) enerjisinin ve limitinin, Suriye meselesini 'Rusya ayarında’ sahiplenemeye kafi gelmeyeceği öngörüsü Putin’in elini ayrıca rahatlattı.

Paris saldırısından çıkarılan “IŞİD mücadelesi aciliyeti” de üste bonus olarak eklenince; IŞİD’le mücadele adı altında Rusya, Suriye’deki varlığına bir parça daha meşruiyet devşirmiş oldu (ki Paris saldırılarında azmettirici ararken bu şekilde bakmak doğru açılardan biri olabilir).

Bütün bu ‘rüzgar’a güvenerek ve ilginç bir özgüvenle Suriye’de tabiri caizse at oynatan Rusya şüpheleri boşa çıkarmadı. Ve, gelinen noktada neredeyse hiçbir IŞİD hedefine yönelmediği gibi,

Daha çok Suriyeli muhalif grupların olduğu yerleri ve tabi Türkiye’nin hemen Hatay sınırının öte yanındaki soydaşlarımıza, Bayır Bucak Türkmenlerine yoğun bir saldırı başlattı.

***

Bu noktada gelin bir parantez açalım; kimdir bu Bayır Bucak Türkmenleri ve neden Rusya için hedef konumundalar?

İşin aslı benim de fazla bir bilgim yoktu, merak ettim araştırdım ve işte anladığım; Bir kere Suriye Türkleri / Türkmenleri, Suriye'de yaşayan bir Türk azınlıktır (adından sanından anlaşıldığı üzere).

Günümüzde ağırlıklı olarak Şam, Lazkiye, Hama, Humus, Halep ve Rakka kentlerinde ve köylerinde bulunmakta olan Türkmenlerden örneğin Şam bölgesinde yaşayanlara Şam Türkmeni dendiği gibi;

Hatay’ın Yayladağı ilçesi dâhil olmak üzere Lazkiye'ye kadar uzanan bölgede yaşayan Türkmenlere de Bayır Bucak Türkmeni denilmektedir.

Totaliter Suriye rejimi bünyesinde bugüne kadar yapılan tüm nüfus sayımlarında (Ermeniler dışında) hiçbir azınlık milliyetleri belirtilerek sayılmadıklarından, sayıları hakkında kesin bilgi yoktur (çeşitli kaynaklarda 200 bin ilâ 3,5 milyon arasında farklı tahminler var).

Baas Suriyesi'nde, Arap sosyalizmi ile asimilasyona tabi tutularak dil öğrenimleri engellenmiş, köylerinin isimleri değiştirilmiştir. Özellikle küçük gruplar halinde yaşayanlar önemli ölçüde Araplaşmış, ancak büyük gruplar halinde yaşayan Türkmenler benliklerini koruyabilmişlerdir.

İşte gayet doğal bir talep olarak Türk kimliğinin ve haklarının iadesini talep eden Türkmenler, bu sebeptendir ki Suriye İç Savaşı'nda rejim karşıtı muhalif hareketlerin içinde yer almaktadır,

Ve işte muhtemelen yine bunun için de gerek Rusya’nın gerekse de MİT tırları davasında TC karşısında pozisyon alan grupların hedefindedirler!

***

Aynı şeyleri mi düşündük; “Suriye’de, aynı Türkmenler gibi asimilasyona tabi olmuş (PYD temsilli) Suriye Kürtleri neden Esed’e boyun eğer, hatta safına katılır”?

(Hem de.. Gerek kimliklerinin tanınması ve gerekse de daha önceki asimilasyon- inkâr dönemlerinde gasp edilmiş haklarının iadesi konusunda hiç de azımsanmayacak adımlar atılmasına rağmen ‘yine de’ memnun edilememiş Türkiye Kürtlerinin isyankâr tavrı ortadayken! )

Bununla da kalmaz, neden gider de kâh ABD ile- kâh Rusya ile iş tutup (IŞİD’le asıl savaşan) Türkmen köylerine saldırırlar ki (Suriye’deki azınlıkların ortak kaderine boyun eğmeyen Türkmenlerin yanında hak hukuk mücadelesi vermek dururken!)?

İşte mevcut Suriye ıslak zemininde mantıklı cevabı olmayan sorudur bu. Ve PYD’nin, Suriye’deki denklemin  (Esed karşıtı- Esed’ci) her iki yanından birinde, herhangi bir mantık izahıyla değil de günlük çıkarlar doğrulusunda yer aldığının resmidir (Bakınız; Türkiye'deki Kürt siyasi hareketinin ilkesizliği!).

Hatırlayalım aynı PYD, TSK’nın Şah Fırat operasyonunda Türkiye ile flört etmiş, destek beyanı vermiş (Eşme ruhu).. Kobani’de  Türkiye’deki Kürtlerin de baskısıyla IŞİD’e karşı Türk Hükümetince desteklenmiştir.

Özetle, dün ABD desteğine güvenip ‘Biji Obama’ çizgisine modifiye olan, bugünse Rusya ve Suriye rejimi ile bir olup Türkmen köylerine saldıran PYD’nin, ABD’den (IŞİD’e karşı mücadelesi için) gönderilen silahları Türkiye’ye karşı (PKK eliyle) kullanıp kullanmayacağı konuşulurken,

Bir başka risk olarak, önümüzdeki dönemde Rusya tarafından desteklenmesi gündemdedir (her ne kadar PYD Lideri Salih Müslüm daha bugün verdiği röportajda Türkiye ile işbirliğine gönüllü imajı çizmiş olsa da)..

***

Türkiye’nin (az önce söylediğimiz gibi) Suriye’de tabiri caizse canı istediği gibi at oynatan Rusya’ya sınırlarını hatırlattığı ‘askeri uçak düşürme’ krizi malumunuz.

Kriz sonrasının psikolojik okumalarından, Putin’in en büyük kaygısı olduğu anlaşılan prestij kaybıyla yüz yüze gelen Rusya’nınsa, olaydaki haklılığı uluslararası kabul görmüş ve bu minvalde NATO’yu arkasına almış bir Türkiye’ye askeri karşılık seçeneğine yönelmeyeceğini tahmin güç değildi.

Ukrayna krizi üzerine AB ülkeleriyle ambargo sonrası ekonomik olarak zor günlerden geçtiği bilinen Rusya’nın, bir de Suriye’deki varlığının maliyeti duruma eklenince;

Türkiye gibi, sadık bir doğal gaz müşterisi olmakla kalmayıp, birçok ticari işbirliğini kapsayan iyi bir pazarını kaybetmeyi de göze almayacağı bilindiğinden (vanayı kapaması yahut önemli ticari anlaşmaları feshi gibi) çok büyük ekonomik yaptırım da beklenmiyor.

Görünürdeki abuk tepkiler- IŞİD’in Türkiye ile ilişkilendirildiği demeçler- “Ermeni soykırımı" yasa tasarısının Rusya parlamentosuna getirilmesinin zamanlaması gibi kaprislerle, Rusya'daki vatandaşlarımıza yönelik tavırların sebebi ise malum;

Tüm dünyanın şaşkın bakışları arasında, Kore Savaşından beri ilk kez bir NATO ülkesince düşürülen şey Rus uçağı değil, ‘süper güç’ Rusya’nın (Putin’in de)  itibarıydı aslında.

Ve ekonomik- askeri anlamda eli nispeten bağlı olan Putin’in, bu öcü el altından PKK’yı desteklemek suretiyle alabileceği konuşuluyor. Yani, biz daha; PKK’nın son dönemde kullandığı tanksavarların Rus yapımı olduğunu konuşuyorken..

Rusya; bir yandan Türkmen soydaşlarımızın katliamına devam edip, öte yandan da askerimizi katleden PKK’ya silah yardımını artıracağının sinyallerini vermiş durumda,

Rusya’dan özür dileyen- böylesi bir günde şaşırtmayıp yine Türkiye karşıtı tarafı seçen safdiriklerimize duyurulur!


29.11.2015
Hatice OLGUN

Yorum Yazın Tüm Yorumlar
Güvenlik
Galeri
Sayfanın tüm hakları Hatice OLGUN’a aittir. 2015 ©
ana sayfa | hakkımda | fotoğraf galerisi | çizimlerim | şiirler | haber & söyleşi | yazılarım | yazarlardan | Yorumlar | bana ulaşın KA İnternet Bilişim Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.